Son Gelişmeler Doğrultusunda İş Dünyasına Yönelik Görüşlerimiz

20.03.2020

BCB ekibi olarak, dünyanın her tarafındaki hastaların bir an önce sağlıklarına kavuşmasını ve salgının hızla etkisini kaybetmesini dileriz. Bu süreçte, danışmanlarımız kendi uzmanlıkları çerçevesinde, çeşitli sektörlerdeki firmalarla yoğun mesailerini sürdürüyorlar. Sizlere de faydası olabileceğini düşündüğümüz görüşlerini özet olarak yayınlıyoruz. Herhangi bir konuda daha detaylı görüş isterseniz, bir ya da birkaç danışmanımızla ortak düzenleyeceğimiz webinarlarla sizlere destek vermeye devam ediyoruz.

Liderlikte İletişim Fark Yaratıyor... – Ertan Akiş

Tüm dünya olarak zor bir dönem geçiriyoruz. Ülke olarak önemli bir şansımız da kriz yönetimi konusunda belki de dünyanın en tecrübeli Liderleri, Yöneticilerine sahibiz. Öyleyse bu tecrübeleri paylaşmak hepimizin öncelikli görevi haline geliyor.

Zor zamanlarda herkesin gözü kulağı Liderlerdedir. En büyük beklenti ve belki de en önemli konu iletişim haline gelir; Liderler'in ekiplerini sistematik olarak bilgilendirmesi, bazen zor kararlar bile olsa, bizzat Lider'den duymaları önemlidir.

Tabii ki Şirketlerimizi, Kurumlarımızı ayakta tutmak öncelikli görevimiz ama aksiyonlarının odağına İnsan'ı koymayanlar Kurum Kültürlerine ne kadar büyük bir zarar verdiklerini ancak bunun bedelini ödediklerinde fark ediyor olacaklar.

İnsan odaklı adımlarımızı attıktan sonra da Şirketi ayakta tutmanın en önemli kısmı, nakit yönetimi devreye giriyor. Alacaklarda potansiyel aksamalara hazırlıklı olup rezervlerimizi hazır tutmalıyız.

Bugün bunu konuşmak için erken diyenler olacaktır belki ama Liderler şimdiden kriz sonrası dönemi analiz edip kendilerini bu yeni dünyaya hazır etmelidirler.

Çalışanların Kaygılarını Nasıl Yönetiriz? – Dr. Sema Süvarioğlu

İçinden geçtiğimiz dönemde kaygı en çok yaşadığımız duygu olsa gerek. Bilinmezlik, öngörememe insanları en fazla kaygıya iten durum. Tam bir VUCA dönemi yani. Zemin çok kaygan, çok fazla değişken var ve değişme hızları da bizim kontrolümüzün çok dışında, muğlaklık hat safhada bir sonraki adımı göremiyoruz dolayısı ile kontrol edemiyoruz.

Birçok şirket uygun olan işler için evden çalışma uygulamasına geçti. İster iş yerinde çalışsınlar, ister evlerinde çalışsınlar çalışanlarınızın iç huzurlarını koruyabilmeleri kaygılarını azaltabilmeleri için:
• Düzenli, samimi, hakiki bilgilendirme yapın.
• Mesajlarınız özenle hazırlanmış ve net olsun.
• Mesajların yollandığı mecra, kimin tarafından yollandığı ve yollandığı saat tanımlı olsun. Örneğin her sabah saat 10:00’da ya da her akşamüzeri saat 16:00’da, İK yöneticisi şirket maili üzerinden, yazılı duyuru yapsın.
• Mesajların içinde ile ilgili ya da güncel virüs konusuyla ilgili küçük de olsa bir iyi haber, umut barındıran bir konu mevcut olsun.
• Sosyal bağları güçlendirin. Haftada bir şirket üst yönetiminden (CEO, GM ) çalışanlara bir mesaj gitsin.
• Mizah kullanımını ihmal etmeyin. Mizahın sağaltıcı yanından yararlanın.

Mevcut iş yapma şekillerimiz, ilişki yöntemlerimiz, ezberlerimiz bize yetmiyor. … “…ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni bir şeyler söylemek lazım.”

Korona Günlerinde Marka İletişimi Yapalım mı, Yapmayalım mı? – Nilay Tatlısöz

Krizlerin kimlik değiştirdiği bu dönemde, markaların yaklaşımları nasıl olmalı soruları sıkça soruluyor. Covid-19 ile her gün değişen gündeme uyanırken ve kendi hayatlarımıza ve kurumların operasyonlarına öncelik verirken, marka iletişimi ve pazarlama için bir şey yapmak gerekir mi? Cevap: “Evet” Kritik soru: “Ne, Nasıl ve Ne Zaman?”

Bulunduğunuz sektör, şirketiniz ve hedef müşteri/tüketici yapısına uygun marka iletişimi ve pazarlama stratejileriyle vakit geçirmeden harekete geçmek aynen Covid-19 mücadelesinde olduğunu gibi markalarınızın lehine işleyecektir. Müşteri/Tüketicinizin yapısına “uygun” kısmının altını kalın bir kalemle, “ne yapılırsa yapılsın, bu zamanlarda en önemli aksiyonun müşteriyi iyi anlamak, bağlantı kurmak ve destek olmakla ilgili bütün satış ve pazarlama birimleriyle destek verebilmekten geçtiği” ile çizmek isteriz. Uygun zamanlama da dikkatlice çalışılması gereken bir konu olarak önümüze çıkacaktır.

Dolayısıyla Covid-19’daki marka iletişimi ve pazarlama aktivitelerinizi planlarken bu üç soruya yanıtı en kısa sürede bulabilmenin, şirketiniz bu krizle etkin başa çıkabilmesinde de önemli olduğunu belirtmek isteriz.

Covid-19 ve Kriz İletişim Stratejisi – Doret Habib

İnsanoğlu teknoloji sayesinde iletişim, ekonomi, üretim gibi birçok alanda globalleşti. Bu birçok fırsat sağlarken yeni tehditleri de beraberinde getirdi. Eskiden ekonomik dalgalanmalarla kendini gösteren global tehditler, şimdi global salgınlarla kendini gösteriyor. Yeni bir virüs tehdidiyle karşı karşıya kaldığımız bugünlerde iletişim ve kriz yönetimi yine öne çıkıyor. Sorunların üzerinden gelebilmek için iyi bir yapılanma ve doğru iletişim kanalları oluşturulması kelimenin tam anlamıyla hayati bir önem taşıyor.

Artık dünyanın deneyimini takip etmek ve uygulamak için gözümüzü ve kulağımızı dört açmalı, krizleri nasıl çözeceğimize ilişkin ipuçlarını global düzeyde incelemeliyiz. Alınan tedbir amaçlı önlemlerden, evden çalışma yöntemlerinin devreye sokulmasına kadar bir çok konu daha uzun süre gündemimizi meşgul edecek.

Müşteri Deneyimi ve Pazarlamada Taşlar Yerinden Oynayacak – Mehmet Kırca

Müşteri deneyimi ve ürün/hizmet tasarımı ve konusunda birçok kavramı temelden etkileyen Corona virusü salgını pazarlama alanında taşları yerinden oynatacak.

Bu salgın ve yarattığı kriz ortamının, pazarlama dünyasının yeni paradigmalarını oluşturması kaçınılmaz. Kristal küreye çok da gerek yok.... Muhtemelen “Hizmetlerimizi ne kadar uzaktan verebiliriz?” sorusu tüm pazarlama departmanlarında sorulacak. Bu soruya verilen cevaplar dijital dönüşümden satış/hizmet ekibinin davranışlarına kadar her şeyi etkileyecek.

Sadece “daha çok online’a yönelelim” diyerek herşeyi çözemeyecğimiz için mağaza içi hizmet tasarımını da ciddi bir şekilde gözden geçireceğiz. “Müşterilerle daha yakın temas” üzerine kurgulanan müşteri yolculuğu haritaları gözden geçirilecek. Yeni bir değerler seti oluşacak ve içinde artık “hijyen”, “temassız işlem”, “steril” gibi kavramları fazlasıyla göreceğiz.

Bu kavramları “güven” kavramıyla ilişkilendirip müşterilerin bizi tercih etmesini bekleyeceğiz. Bunlar ve daha fazlası değişecek, değişmeyen şey ise pazarlamanın her zamanki gibi dönüşümün motoru olma görevini üstlenecek ve bu karmaşadan çıkarken doğru stratejileri ortaya koyacak yer olması...

Covid-19, Makroekonomik ve Finansal Göstergelerin Analiz Amacını Değiştirecek – Pelin Yenigün-Dilek

Bu sefer 2008 krizinden farklı olarak sadece Merkez Bankalarının piyasalara likiditeye boğmaları ile bu krizi atlatmak mümkün olacak gibi görünmüyor. Çünkü ani finansal duruşun ötesinde ekonomik ani duruş riski yaşıyoruz. Hem yaşanan krizin aynı anda tüm dünya ekonomilerini etkilemesi, hem arz ve talep şokunun aynı andan yaşanması yüzünden, ‘bu seferki kriz farklı’ düşüncesi ağır basıyor. Global seviyede verilmesi gereken koordineli para ve maliye politika tepkileri, sektörel destek paketleri, tedarik zincirindeki yapısal değişiklikler, ekonomik yapılardaki sistemik riskler ve liderlik kalitesi, 2020’nin ekonomik gündemini tamamen değiştirdi.

Uzun dönemde her türlü sosyal, çevresel ve sağlık sektöründeki baskıları bunlara verilecek politika tepkilerini ve hatta sistematik değişiklikleri tartışacağız. Kamu politikalarının ağırlığı her alanda artarken, şirketlerin yarattığı faydanın parasal değerlerden, sosyal ve çevresel konulara daha fazla kaydığını göreceğiz. Ekonomik büyümeyi ve finansal piyasaları bir sene daha kurtaracak anlayışa ve politikalara değil; ‘entegre' sağlık, sosyal, eğitim, ekonomik ve finansal politikalarının önemini anlayan bağımsız kurumlara ve liderliğe ihtiyacımız artacak.

Bu entegre politikaları uygulayabilen ülkeler ve şirketler, yeni dönemin başlangıcını yapacaklar. Şirketler yeni dönemde, makroekonomik göstergeleri ve bilançolarını sadece kendi finansal hedeflerine göre değil; çalışan, müşteri, tedarikçi ve genel toplum faydasına göre okumaları ve planlamaları gerekecek.

Risk Algısı Değişirken, Riski Doğru Yönetmek Ancak Doğru Bilgiye Ulaşımla Olur – Didem Taner

Veri analitiği yapan şirketlerin raporlarına göre, virüsün yol açacağı ekonomik zarar sene sonunda 1.1 trilyon doları aşacak ve 5 milyon şirket risk altında. İçlerinde bir çok küresel devin de yer aldığı bu şirketlerin bir ya da ikinci derecede tedarikçisi virüsün etkisini yoğun bir şekilde hissettirdiği bölgelerde yer alıyor. Sonuç olarak küresel tedarik zincirlerinde ciddi sorunlar yaşanabilir. Güçlü dolar ve düşük emtia fiyatları ile düşük talebin devam etmesi 2020 yılında nominal ticaretin resesyonda kalmasına neden olabilir.

Sonuç olarak bu dönemde özellikle ticari risk yönetimi de artık eskisinden daha kritik. "Risk"i yönetmek ve "Risk"ten kaçınabilmek doğru enstrümanlarla mümkündür. En önemli enstrüman da aslında “Bilgi” dir. Özellikle çok büyük firmaların battığı hatta ülkelerin bile iflas testinden geçtiği bu dönemlerde şirketlerin iş yaptıkları firmalar, mevcut veya potansiyel müşterileri, tedarikçileri hakkında en yeni bilgilere sahip olması ve ticari risklerin etkin yönetilmesi şirketlerin sürekliliği için esastır. Firmalar artık bir ticari kredi kararı vermeden önce potansiyel ya da mevcut müşterileri ya da tedarikçileri ya da iş ortakları hakkında, enformasyon raporu alıp, analiz sonuçlarına göre ticari alacak risklerini veya tedarikçi risklerini doğru değerlendirmeliler. Etkin bir kredi risk ve alacak yönetimi, değişen şartları iyi okunması, tedarikçi yönetimi için nasıl değişiklikler olacağının planlanması, risk enstrümanların tümünün kombine bir şekilde kullanılması, ve veriye dayalı analitik iş yapma kültürünü her zamankinden daha hızlı geliştirmesi ile mümkün olacak.

Artırabilir İnsanlık ve Dijitallik Dengesi – Ali Tüzmen

Çalışmanın, eğitimin, toplantıların, alışverişin ve hayatımızın önemli kısmını alan aktivitelerimizin er geç dijital ortamlara taşınacağını biliyorduk. Bir taraftan insanların mekan değiştirmek için harcadıkları zaman ve bunun gezegenimize yansıyan yükü diğer tarafta ise sosyalleşmenin azalacağı korkusu dijitalleşme hakkında karmaşık duygular yaşatıyor bizlere. Bunun denge noktasını merak ediyoruz; yalnızlığın karanlığına düşmeden ama doğaya da bugüne kadar ödettiğimiz faturayı azaltabileceğimiz doğru ve güzel bir dijitallik dengesi… Evlerimize kapandığımız bugünlerde belki de dijitalleşmiş dünyanın neye benzeyeceği, neyin kalmasından neyin ise değişmesinden memnun olacağımızı görebileceğiz.

Gezegenin Sınırları İçerisine Dönmek – Gülin Yücel

Büyüme odaklı ekonomik ve finansal sistemlerin direttiği yaşam ve iş yapış tarzları gezegenin sınırlarını zorladığı; bunun başta iklim olmak üzere ekosistem hizmetleri üzerinde hayati riskler oluşturduğu ve sosyal sistemlerdeki eşitsizliği tetiklediği bir dönemden geçiyoruz.

Koronavirüsün gezegenin sınırlarının zorlanması ve iklim krizinin sonucu söyleyen çalışmalar henüz elimizde yok. Ancak yaklaşık 20 senedir iklim krizinin farklı hastalıklara ve pandemilere yol açacağını söyleyen birçok çalışma var.

Dahası, bu pandeminin son olmayacağını, çevresel ve sosyal risklerin birlikte olacağı birçok olağanüstü durum senaryosunun oluşacağını öngörebiliyoruz.

Kısa dönemde işler için şu etkileri olacaktır:
o Küçük ve orta ölçekli şirketleri daha çok etkileyecek
o Gelişmiş ekonomilerdekileri gelişmekte olanlara göre daha fazla yaralayacak
o Hizmet sektörleri, başta havacılık ve turizm olmak üzere, en fazla etkileyecek
o Azalan tüketici talebi özellikle küçük kar marjları ile çalışan sağlayıcıları tehdit edecek
o Tedarik zincirlerinde %75’e varan aksamalar yaşanacak ve bu %15’e kadar varan gelir kaybına sebep olacak

Bu pandemiden öğrenmemiz gereken – neye ihtiyacımız olduğunu acilen düşünmemiz; gezegeni ve toplumları içine alan, sosyal ve çevresel uygulamaları acilen iş modellerimizin içerisine almamızdır.

Sistem düşüncesi ile tedarik zincirinden müşteri beklentisi yönetimine, iş gücü planlamasından finansal senaryoların oluşturulmasına kadar tüm iş sürecini gözden geçirmeliyiz ve zaman kaybetmeden bütünsel olarak uygulamaya almalıyız.

Görsel kaynağı: Getty Images